Kontrolü zor hipertansiyon sessizce hayatı tehdit ediyor

Kontrolü zor hipertansiyon sessizce hayatı tehdit ediyor

ABONE OL
14 Mayıs 2026 11:57
Kontrolü zor hipertansiyon sessizce hayatı tehdit ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Dünya genelinde neredeyse her üç yetişkinden birini etkileyen ve çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için “sessiz katil” olarak adlandırılan hipertansiyon, özellikle kontrol altına alınamadığında ciddi sağlık tehditlerine yol açıyor. Kalp hastalıkları ve inmenin başlıca nedenleri arasında yer alan hipertansiyon için 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında uzmanlar, düzenli ölçüm, erken tanı ve etkili tedavinin hayati önemine dikkat çekiyor.

Dünyada en yaygın görülen kronik hastalıklardan biri olan hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra böbrek yetmezliği, erken ölüm ve yaşam kalitesinde belirgin azalma ile yakından ilişkili. Küresel veriler, neredeyse her üç yetişkinden birinin hipertansiyonla yaşadığını[1], ancak hastaların büyük bir kısmında hastalığın yeterince kontrol altına alınamadığını ortaya koyuyor. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artan hipertansiyon, özellikle ileri yaş grubunda çok daha ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bu tablo, hipertansiyonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda önemli bir halk sağlığı ve ekonomik yük olduğunu gösteriyor.

 

Her yıl 17 Mayıs’ta anılan Dünya Hipertansiyon Günü, hipertansiyon konusunda toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Uzmanlar, hipertansiyonun uygun yaklaşımlarla yönetilebilen bir hastalık olduğunun altını çizerek; sağlıklı yaşam alışkanlıkları, düzenli kan basıncı takibi ve ilaç tedavisine uyumun komplikasyonları önlemede belirleyici olduğuna vurgu yapıyor.

 

“Hipertansiyon yönetiminde ortak, kanıta dayalı ve ülke koşullarına uygun yaklaşımlar önemli”

Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Hülya Çiçekçioğlu, yaptığı değerlendirmede hipertansiyon yönetiminde bilimsel rehberlerin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar dünyada en sık görülen ölüm nedeni. Hipertansiyon ise kardiyovasküler hastalıklar arasında en sık karşılaştığımız kronik hastalık. 2025 yılı DSÖ verilerine göre dünyada 1,4 milyar hipertansiyon hastası bulunuyor. Bununla birlikte hipertansiyon önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu. Tuz tüketiminin azaltılması, obezite ile mücadele, sigara ve alkol kullanılmaması, düzenli egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, stres yönetimi, uyku kalitesinin artırılması ve kilo kontrolü gibi yaşam tarzı değişiklikleri ile hipertansiyonun gelişimi engellenebilir ve tedavi edilebilir. Tabii bireysel açıdan bu önlemlerin alınmasının yanında hipertansiyon yönetiminde ortak, kanıta dayalı ve ülke koşullarına uygun yaklaşımlar da büyük önem taşımaktadır. Türk Kardiyoloji Derneği, Türk Nefroloji Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği ve Akademik Geriatri Derneği olmak üzere yedi derneğin katkılarıyla hazırlanan 2025 Türk Hipertansiyon Uzlaşı Raporu, klinik pratikte Türkiye’nin koşullarına uygun, multidisipliner ve güncel bir referans sunmaktadır. Bu yaklaşımın hipertansiyonun daha etkin yönetilmesine ve ülkemizde kardiyovasküler hastalık yükünün azaltılmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

 

“Hipertansiyon böbrek fonksiyonlarını sinsi şekilde bozabiliyor”

Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ulusoy ise hipertansiyonun böbrek sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili değerlendirmesinde, “Hipertansiyon, kronik böbrek hastalığının en önemli ve önlenebilir nedenlerinden biri. Uzun süre kontrol altına alınmayan kan basıncı, böbrek dokusunda geri dönüşü olmayan hasara yol açabiliyor. Erken tanı, düzenli takip ve etkin tedavi, böbrek yetmezliği gibi ağır sonuçların önlenmesinde temel rol oynuyor. Aksi durumda hipertansiyon böbrek fonksiyonlarını sinsi şekilde bozabilir. Bunun sonucunda da hastanın diyalize girmesi gerekebilir. Türkiye’de diyaliz tedavisi alan hastalarda böbrek yetmezliğinin en sık ikinci nedeni hipertansiyon olurken, yeterli tedavi sağlanamadığında yaşam kalitesi bozulabilir ve ölüm oranları artabilir.”

 

“Kontrolü zor hipertansiyon hastalarının yakından izlenmesi gerekir”

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tufan Tükek de kontrolü zor hipertansiyon kavramına açıklık getirerek, “Hipertansiyon yalnızca tansiyonun yüksek olmasıyla sınırlı olmayan, çok boyutlu bir hastalık. Klinik pratikte kontrolü zor hipertansiyon, hastaların iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı değerlerinin kontrol altında tutulamadığı durumu ifade eder ve bu hasta grubunun yakından izlenmesi gerekir. Kontrol altında olmayan hipertansiyon; kalp krizi, inme, böbrek yetersizliği ve diyabete neden olmaktadır. Bu nedenle hipertansiyon kontrol oranlarını artırmak için güncel bilimsel bilgiler ışığında standardize ve kişiye özel yaklaşımlar büyük önem taşıyor. Toplumda hipertansiyon farkındalığının artırılması, düzenli ölçüm alışkanlığının yaygınlaştırılması ve tedavi sürekliliğinin sağlanması, hastalık yükünü azaltmada kritik rol oynuyor. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü vesilesiyle 3 dernek bir araya gelerek hipertansiyon farkındalığını ve tedavi başarısını artırmak için mesajlarımızı paylaşmak istedik. Bu süreçte iletişim çalışmalarımız için koşulsuz destekleriyle yanımızda olan AstraZeneca’ya teşekkür ederiz.” şeklinde konuştu.

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP