Mevzuata göre işverenler, çalışan ücretlerini en geç ayda bir ödemek zorunda. Ücretlerin iki ayda bir ödenmesi gibi uygulamalar yasal değil.
Eğer ödeme tarihi belirlenmişse, sonraki aylarda bu tarih ileriye atılamıyor. Örneğin maaş bir ayın 8’inde yatırıldıysa, sonraki ay da en geç aynı tarihte ödenmeli.
Ücretleri ödenmeyen çalışanlara önemli bir hak tanınıyor. İşçiler, maaşlarının 20 gün boyunca ödenmemesi halinde çalışmaktan kaçınabiliyor.
Bu süreçte işyerine gidip görevlerini yerine getirmeme hakkı doğuyor. Böylece çalışanlar, ücret gaspına karşı yasal bir baskı unsuru elde ediyor.
Gününde ödenmeyen ücretler için çalışanlar yalnızca maaşlarını değil, aynı zamanda faiz talebinde de bulunabiliyor.
Üstelik uygulanacak faiz oranı, standart yasal faizden daha yüksek olabiliyor. Ancak bunun için işverenin resmi ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekiyor.
Ödenmeyen maaş, fazla mesai veya diğer ücret alacaklarında çalışanların dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri zamanaşımı süresi.
Ücret alacakları için yasal süre 5 yıl ile sınırlı. Bu sürede talep edilmeyen alacaklar zamanaşımına uğruyor.
Cem Kılıç’a göre işverenin maaşı hiç ödememesi kadar geç ödemesi de çalışan açısından haklı fesih nedeni sayılıyor.
Bu durumda işçi iş sözleşmesini sonlandırarak kıdem tazminatına hak kazanabiliyor. Ancak feshi çalışan gerçekleştirdiği için ihbar tazminatı alınamıyor.
Hızlı Denetim ve Yargı Sistemi Vurgusu
Kılıç, mevcut yasal düzenlemelerin belirli koruma sağladığını ancak uygulamada hızlı denetim ve etkili yargı süreçlerinin eksikliğinin işçilerin mağduriyetini artırdığını belirtiyor.