YAVUZ AĞIRALİOĞLU: PKK’LILARA DEĞİL KÜRTLERE SARILACAKSINIZ!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU: PKK’LILARA DEĞİL KÜRTLERE SARILACAKSINIZ!

ABONE OL
21 Ağustos 2026 22:20
YAVUZ AĞIRALİOĞLU: PKK’LILARA DEĞİL KÜRTLERE SARILACAKSINIZ!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Ben de görüyorum uluslararası sıkışmayı, ben de görüyorum sınırlarımıza kadar gelen ateşi, savaş seslerini ben de duyuyorum. Ama bunlarla mücadele etmek için milletinizle bir araya geleceksiniz, PKK’lılarla değil! Kürtlere sarılacaksınız. AK Parti Güneydoğu’dan yüzde 50 oy aldı. Size oy veren Kürtlerle siz hangi sorunu konuşamadınız? Kendi milletinizle siz hangi sorunu konuşamadınız da gidip PKK’lılarla Kürtlerin sorunlarını konuşuyorsunuz? Ne demek bu yahu?” diye konuştu.

 

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Sözcü TV’de gazeteci Serap Belovacıklı’nın sunduğu Haber Saati programında gündemi değerlendirdi. Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

 

“Öcalan diyor ki yayınlanmış röportajında, ‘Süreci ben yöneteceğim. Kurullarda da görev alacağım, dışarı çıkış sürecini de ben yöneteceğim. Öyle ‘Öcalan’ı uyuttuk’ falan gibi bir şey derlerse rahat olun…’ ‘Rahat olun, ben ölürsem ‘uyuttuk’ falan gibi bir şeyin B planını da hazırladım’ diyor. Yani aba altından sopa da var bize! Şimdi biz şunu ifade etmeliyiz: Bir sürü şey oldu bitti, 467 oyla da geçti. Milletvekili yeminini hatırlattım, devletin kuruluşunu hatırlattım, Cumhuriyeti hatırlattım. ‘Mecliste ettiğimiz yemini çocuklarınıza karşı okuyun’u hatırlattım. Devlet teröristle kendi milletinin, vatandaşının hakkını konuşamaz! Şu anda benim en büyük kaygılarımdan birisiydi bu, o oldu. Güneydoğu’da, Doğu Anadolu’da sanki bu PKK, Kürtler için savaşıyormuş da bu Öcalan Kürtler için mücadele etmiş bir adama dönüştü bir katilken, bir teröristken! Bu muhataplıktan bölge üzerinde PKK’nın gölgesi kalktı, Öcalan’ın gölgesi düştü! Şimdi Öcalan sanki bu muhataplığın, devleti masaya oturtmanın, devlete birtakım yasal düzenlemeleri dikte etmenin başarısını ‘Bölgede tek hâkim güç merkezi benim’ duygusuna dönüştürecek. Bu muhataplığın Türk siyasetinin utanması gereken bir muhataplık olduğunu düşünüyorum.

 

USULÜN DIŞINDA İŞLEYEN BİR MEKANİZMA VAR GİBİ GÖRÜNÜYOR

 

Benim sürecin başından itibaren şaşkınlıkla izlediğim şey şu: Usulen söylenen bir iletişim mimarisi var, bir de bu usulün dışında işleyen bir mekanizma var gibi görünüyor. Yani bir dualizm var efendim. Yani ‘Asla Anayasa tartışılmayacak, asla pazarlık yapılmayacak…’ Bakın böyle üste çıkan bir dil. Yani ‘Silahları bırakacaksınız, asla pazarlık yapmayacağız.’ Hatırlayın, ilk programı sizle yaptık biz; hiçbir pazarlık yok, derhal silahları bırakacaksınız, silahları bırakacağınız yeri biz size söyleyeceğiz, şart şurt bir şey kabul etmeyiz… Buralardan şimdi geldik buraya! Şimdi de; ‘alt kurulun yöneticisi mi, başkanı mı, siyasallaşma ve entegrasyon sürecinin içerisinde mi olacak?’ diye konuşuluyor.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Lozan’la kuruldu. Lozan, üniter yapımızın inşa edildiği çerçeveyi çizdi. Kurucu unsur, tali unsur diye bir şey yoktur. Türk milleti 86 milyonun adıdır, vatandaşlık tarifi de dünyanın en medeni vatandaşlık tarifidir. Bu memlekette Türkmen’in olup da Kürt’ün olamadığı şey nedir? Geçen seçimi ‘Teröristlerin sonu getirilinceye kadar, ayakkabı numaralarına kadar bildiğimiz teröristlerin canına okuyup temizleyip kökünü kazıyıncaya kadar mücadele edeceğiz. Bize yetki verin’ dediniz; ilk teröristi serbest bırakmak için Mecliste düzenleme yapıyorsunuz. Bu aradaki farkın, bu aradaki tenakuzun, bu aradaki çelişkinin hesabını millet size sandıkta soracaktır. Bu hükûmetin bugün yapmaya çalıştığı şeye yetkisi yok. O yüzden ya erken seçim ya referandum… Yani ya seçimle yetkinizi yenileyeceksiniz ya da bu yaptığınız işi milletinize soracaksınız.

 

KENDİ MİLLETİNİZLE SİZ HANGİ SORUNU KONUŞAMADINIZ?

 

Ben de görüyorum uluslararası sıkışmayı, ben de görüyorum sınırlarımıza kadar gelen ateşi, sınırlarımıza kadar gelen savaş seslerini ben de duyuyorum. Ama bunlarla mücadele etmek için milletinizle bir araya geleceksiniz, PKK’lılarla değil! Kürtlere sarılacaksınız. AK Parti Güneydoğu’dan yüzde 50 oy aldı. Size oy veren Kürtlerle siz hangi sorunu konuşamadınız? Kendi milletinizle siz hangi sorunu konuşamadınız da gidip PKK’lılarla Kürtlerin sorunlarını konuşuyorsunuz? Ne demek bu yahu?

 

MİLLETVEKİLİ YEMİNİ HATTINDA DURACAĞIZ!

 

Biz devletin, milletin varlığını koruyacağız. Anayasa’yı koruyacağız, cumhuriyeti koruyacağız, milletimizi koruyacağız, milli bünyeyi koruyacağız, demokrasimizi koruyacağız… Milletvekili yemini hattında duracağız! Ay-yıldızlı al bayrak hattında duracağız, cumhuriyet hattında duracağız, milli bünye hattında duracağız. Burada kim duruyorsa biz onlardanız, onlar da bizden. Diyorlar ki, ‘ben demokrasinin güçlenmesini istiyorum, barış istiyorum.’ Barış istiyorsun da; barışı 41 yıldır canımızı, evlatlarımızı katleden alçaklarla istiyorsunuz! Bizim o ittifakların içinde yerimiz olmayacak, elimizi değdirmeyeceğiz. O yüzden devleti koruyacağız, milleti koruyacağız, 86 milyonun hukukunu koruyacağız. Şu anda kararsızlar birinci parti; kararsızların kararı olmak için milletle ittifak hattında duruyoruz. İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun ikazlarını duyuyorum; kıymetli ikazlar bunlar. İYİ Parti bir hat tahkim ediyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ, kendi siyasi koordinatlarında şöyle bir şey demeye çalışıyor: ‘Yarın vatan, memleket mevzusu olduğunda ‘armudun çöpü, üzümün sapı’ diyemeyiz. Bugün muhataplarımız ya da rekabette olduklarımız Öcalan’la görüşüyor, DEM’le yürüyorsa biz vatan için bir araya gelmek zorunda kalırız’ diyor. Ben bu kaygıyı da çok kıymetli buluyorum; ama sürecin içerisinde seçim sistemi dahil neler değişecek bakacağız. Önümüzdeki dönem neler tartışılacak bakacağız; Cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde hangi hamleler gelecek bakacağız. Bütün bunlar için çok erken. Kasaptaki ete soğan doğranmaz.

 

Biz milletle beraberiz. Devletin, milletin varlığının bir milim oynamadan muhafızı gibi davranacağız. Devlet, millet ve cumhuriyet hattında, milli bünye hattında duracağız. Bu beraberlik şuuru açık, dili açık, kalbi açık bir zeminde bir kulvar verecek bize. O kulvarda omuzumuzda, kalbimizde, gözümüzde, ufkumuzda birbirimizle neye değiyorsa biz beraber oluruz. Ama beraberliğimizin zemini için ‘Yok milliyetçi ittifak, yok şu ittifak, bu ittifak’ demek için çok erken. Bunları konuşmak için çok erken. Anahtar Parti şu anda müstakil bir hatta duruyor. Cumhur İttifakı’nın kabahatlerine ait değilim ben; ama Cumhur İttifakı’nın milletine 24 yıldır vadettiği mesuliyet hattında duruyorum. Milliyetçiliğin, vatanseverliğin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ufka koyduğu hedef hattında duruyorum. Ben sınırda duruyorum; kabahatlerine değil, yapamadıklarına değil, ama vaat edip yapmadıklarına mesuliyet hattında duruyorum.

 

BİR YERE KADAR SİYASİ REKABETTEYİZ, BİR YERDEN SONRA TÜRK MİLLETİYİZ…

 

Devlet teyakkuzdadır. Bizim devletimiz öyle… Biz devletimizi yolda bulmadık, devletimizi nasıl kurduğumuzu biliriz. Bin yıldır bu topraklardayız, bizim için bir problem yok. Yani biz Netanyahu’nun böyle tehdit ettiği, ‘Mesaj verdim, mesajımı aldınız mı?’ diyebileceği bir ülke değiliz. Biz ne Suriye’ye benzeriz ne Irak’a benzeriz ne İran’a benzeriz! Ama işlerimizi düzgün yapmak zorundayız, sınırlarımızı beklemek zorundayız. Suriye’deki varlığımız kıymetlidir, Afrika’daki, Libya’daki varlığımız kıymetlidir; bunlar mühim işlerdir. Yani dünyada büyük büyük meydan okumalar vardır; Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu meydan okumaları görmektedir. Suriye’de 5,5 milyona yakın Türkmen nüfus vardır, bizim de misafirlerimiz 3,5 milyon Suriyelidir. Yani Suriye’nin toprakları mevzu edildiğinde misafirlerimizle beraber biz Suriye’nin yarısına tapu olarak şu anda himaye etmek zorunda kalan mesuliyet hattında duruyoruz. Dolayısıyla Suriye’deki yeni sistemin organizasyonunda hem askeri organizasyonunda hem sistem organizasyonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Suriye’deki varlığımız kıymetlidir. Kimsenin topraklarında gözümüz yok ama hiç kimseyi istediğimi yaparım, istediğim ülkeden toprak alırım, petrol alırım azgınlığına bölgeyi teslim etmeyeceğiz. Biz Türk milletiyiz. Bir yere kadar hükümetin siyasetini konuşuyoruz, bir yerden sonra devlet konuşuruz. Biz bir yere kadar siyasi rekabetteyiz, bir yerden sonra Türk milletiyiz…”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP