Gaziantep’te tekstil fabrikalarında kapasite yüzde 30-40’a indi. Artan maliyetler karşısında sektör acil destek ve girdi indirimi bekliyor.
Gaziantep’te tekstil sektörünün yaşadığı daralma, rakamlara değil vardiya saatlerine yansıyor. Kentteki 800’ü aşkın tekstil tesisinin çoğunda makineler artık haftanın tamamında dönmüyor. Üretici, yüksek faiz, enerji ve kira giderlerini satır aralarında değil, doğrudan üretim planına yazıyor: haftalık çalışma kapasitesi birçok işletmede yüzde 30-40 bandına kadar çekilmiş durumda.
Sanayicinin anlattığı tablo, Türkiye’nin tekstil haritasındaki yerini değiştirmiyor ama ağırlaştırıyor. Kent, 2026’nın ocak-eylül döneminde 1 milyar 225 milyon 838 bin dolarlık tekstil ihracatıyla ülke genelinde ikinci sırada. Yani sorun, ihracatın bittiği yerde değil; kâr marjının erimesinde ve siparişin sürdürülebilirliğinde düğümleniyor.
Sektör temsilcilerinin işaret ettiği üç ana başlık var: finansman, enerji ve kira. Yüksek faiz ortamında işletme sermayesi bulmak zorlaşırken, enerji faturaları rekabetçi fiyat verme imkânını daraltıyor. Bu üç kalemin aynı dönemde yükselmesi, ihracat fiyatlarında esneklik bırakmıyor.
Bir başka baskı da ölçek tarafında. Büyük üreticilerin bile küçülme kararı aldığı bir dönemde, siparişin azalması ve yatırımların ertelenmesi gibi eğilimler gündeme geliyor. Gaziantep Sanayi Odası’nın haziran ayındaki istişare toplantısında dile getirilen “finansmana erişimde sıkıntı, küresel talepte daralma ve uluslararası rekabet” üçlüsü, bugünkü tablonun erken işaretiydi.
Uluslararası alıcının tercihi, fiyat karşılaştırmasıyla şekilleniyor. Artan üretim maliyeti, siparişleri Mısır, Bangladeş ve Fas gibi daha düşük maliyetli üretim merkezlerine kaydırıyor. Sektör uzmanları, kaymanın yalnızca tekstille sınırlı kalmadığını; Tunus, Pakistan ve Hindistan’ın da aynı havuzdan pay aldığını aktarıyor.